Kirli sarı
duvara çivilenmiş gri asık suratlı posta kutusuna baktım,
Soğuk metal kutudan gökkuşağı fışkırıyordu sanki.
Loş bir boşluğun içinde, hem de yıllardan sonra minik posta kutumda sarı bir
zarf... Üzerinde pul.
Özlemişim! Çocuk gibi sevindim. Bir süre açmaya kıyamadım zarfı, öylece bekledim.
Apartmanın girişindeki asık suratlı gri posta kutusu bana göz kırptı sanki.
Konuştu... Duydum!
Ne zamandır hep ince uzun, dikdörtgen zarflar alıyordum. Bankalardan, taksitli
kartların ekstreleri. Bir de telefon ve elektrik faturaları.
Başka zaman olsa kendime kızardım. Bu kez öyle olmadı.
Kendimi anlamaya çalıştım. Affettim. Zarfı yavaş, yavaş açtım.
Sindire, sindire. Çizgisiz kağıda yazılmış, kat yerleri özenle ayarlanmış
mektubu şaşkınlıkla okşadım.
Sadece iki satırdı mektup:
"Her gün
mailleşmek yetmedi birden. Ekrandan ekrana yaptığımız yazışmalar yetmedi. Yıllar
önceki gibi olsun istedim. Biliyor musun, sana mektup gönderirken ben aslında
kendimi tazeledim."
Yüreğim pır pır etti, gülümsedim!
::mektupcu.com güvercini::